14 Aralık 2017 Perşembe 11:02
Trabzon’da Fatih Camii’nde yapılan çalışmanın bir benzerinin Ayasofya için düşünülmesi tepkilere neden oldu

Trabzon’da Fatih Camii’nde restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan mozaiklerin cam döşeme ile kaplanarak ziyarete açılacak olmasının ardından benzer çalışmanın 2013 yılında müzeden camiye dönüştürülerek ibadete açılan Ayasofya Camii için de düşünülmesi tepkilere neden oldu.

Trabzon’da freskleri asma tavan ve özel perdelerle kapatılan Ayasofya’nın 28 Haziran 2013’ten bu yana cami olarak hizmet vermeye başladığını hatırlatan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç, son günlerde Ayasofya Camii ile ilgili basında çıkan haberlerin kendilerini üzdüğünü söyledi. Ayasofya Camii’nin yabancı ziyaretçi sayısının düşük olması ve turizm potansiyelinin artırılması gerekçesiyle restorasyon çalışması ile yapı içindeki duvar resimlerini kapatmak için uygulanan perdeleme sisteminin kaldırılıp, resimlerin sadece ibadet sırasında kamufle edilip özel malzeme yerleştirilerek açık hale getirilme çalışması yapılacak olmasını eleştiren Özgenç, "Ayasofya Kilisesi bilindiği gibi Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethinin ardından fetih ile birlikte camiye dönüştürülmüştür. 1961 yılına kadar cami olarak kullanılan Ayasofya, yapılan restorasyonun ardından türlü oyunlar ile 1964’te müzeye çevrildi. Uzun uğraşlar sonucu müzeden tekrar 2013 yılında camiye dönüştürülmüştür. Camiye dönüştürüldükten sonra freskler ibadete engel olmaması için perde ve ahşapla kapatılmıştır. Çünkü fresklerin hepsinin cam içerisinde görünür hale gelmesi ile ibadetler dahi yapılamaz hale gelecektir. Fresklerin hepsi görünür hale gelirse, resim bulunan alanlarda ibadet yapılamaz yani namaz kılınamaz. Fatih Sultan Mehmet Han bu işe nasıl çözüm bulduysa bizim de bu çözümü aynı şekilde sürdürmemiz gerekmektedir. Şimdi tekrar ’turizm’ adı altında bunların cam içerisine alınarak ortaya çıkartılmak istenmesi bizlerde gizli bir müze çalışmasının ürünü olduğu şüphesi uyandırmaktadır. Turizm potansiyelinin artacağı öne sürülerek fresklerin açık hale getirilmesi çalışması il turizmine faydasından ziyade Bizans’a ve Pontus’a hizmet olacaktır" iddiasında bulundu.

İstanbul’daki Bizans Dönemi’ne ait Kariye Camii ve Küçük Ayasofya Camii’nin yerli ve yabancı turistler tarafından sık sık ziyaret edildiğini, aynı şekilde Trabzon Ayasofya Camii’nin de ziyaret edilmesinde hiçbir engelin olmadığını kaydeden Özgenç, "Trabzon’da fethin sembolleri olan bu iki tarihi ibadethane turizm bahanesi ve etrafındaki üç beş işletme iş yapacak diye asıl amacından asla saptırılamaz. Turistler Trabzon’a geldiğinde bu yapıları gezebilirler, dolaşabilirler. Eğer arzu ediyorlarsa da başlarını kapatarak İstanbul Ayasofya’da olduğu gibi içini ziyaret edebilirler. Orada fresklerin olması tarihi bir gezinti yeri olmadığı anlamına gelmez. Bir takım çevreler ayağı kalktılar, Trabzon’da turistlere engelmiş. Trabzon’un fevkalade turizm geliri var. En başta Sümela var, başka yerleri de var. Şu anda İstanbul Sultanahmet Camii’ne turist gelmiyor mu, geliyor, tarihi yerleri görebiliyor. Burayı da aynı şekilde görebilir. Trabzon Vakıflar İl Müdürlüğü ve İl Turizm Müdürlüğü kentin turizm potansiyelinin artırabilmeleri için Bizans’a, kültürüne hizmet etmek yerine şehirdeki tarihi yapıları ve doğal mirası güzelleştirerek turizme kazandırsınlar" ifadelerini kullandı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlahiyat Meslek Yüksek Okulu emekli öğretim görevlisi ve Tarih ve Kültür Araştırmacısı Mustafa Yazıcı da duruma tepki göstererek, "Trabzon’da büyük bir tarih katliamı, kültür katliamı ve cehaleti var. Vebali, gafleti var. Bu gafletten dönülmelidir. Ayasofya’nın son imamı 53 ile 63 yılları arasında 10 sene babamdı. Ben de Ayasofya’da büyüdüm. O freskleri de, mozaikleri de gördüm. Zaten camiyi Fatih’in yaptığı mihraptan bir göz geriden başlattılar, yarım bir cami yaptılar. Şimdi yarısında mozaikler ve freskleri göstermeye ayırırsalar o zaman bu cami yarımlaşacaktır. Resim olan yerde namaz kılınamayacağını herkes bilmektedir. Resimleri sergileyeceğiz diye ibadet edilen bölümü küçültemeyiz. Dünyada çok hassas bir dönemdeyiz. Bizim yurt dışındaki bütün tarihi eserlerimize tecavüz edildiği bir zamanda Trabzon’da böyle bir gaflet yaşanmamalıdır" dedi.

Ortahisar Fatih’in vakfı olduğu halde Trabzon’da bazı kendini bilmez araştırmacıların ’Fatih’in Trabzon’da vakfı yoktur’ dediğini iddia eden Yazıcı, "Halbuki birçok tarih kitabında Fatih’in vakıfları kendinden sonra gelini olan Ayşe Gülbaharhatun’a kalmıştır. Yavuz’un annesi, Kanuni’nin babaannesine kalmıştır. Bunlar 36 vakıftır. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile İl Kültür Turizm Müdürlüğü asıl bu 36 vakfı ortaya çıkarsınlar, halka göstersinler, turistlere göstersinler" açıklamasında bulundu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.